Şehit Kubilay kimdir?

Mustafa Fehmi Kubilay kimdir? Menemen olayı nedir? Acı olayın yıl dönümünde bu soruların cevapları merak edilip araştırılıyor. 91. yılında Kubilay olayının detaylarını haberimizde derledik. İşte Şehit Kubilay ve Menemen olayının detayları…

ŞEHİT KUBİLAY KİMDİR?

1906’da Kozan’da Giritli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Baba adı Hüseyin, anne adı Zeynep’tir. Mustafa Fehmi Kubilay 1930 yılında hoca olarak İzmir’in Menemen ilçesinde asteğmen rütbesiyle askerlik görevini yaparken 23 Aralık 1930’da Derviş Mehmet’in başında olduğu bir grup isyancı kadar öldürüldü. Olay, cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Said İsyanı’ndan daha sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica girişimi olup tarihe “Menemen Olayı” ve “Kubilay Olayı” olarak geçmiştir. Atatürk’ün Silahlı Kuvvetlere mesajı, Genelkurmay Başkanının mesajı, TBMM’de soru önergesi ve Başbakan İsmet İnönü’nün konuşması, Bakanlar Kurulunun sıkıyönetim ilanı kararı, sıkıyönetim ilanının TBMM görüşmeleri, yargılamanın birincil günkü tutanakları, Savcılığın Başlıca Hakkındaki İddianamesi, Divan-ı Harp Kararnamesi, TBMM Adliye Encümeni Mazbatası ve TBMM Genel Komite kararları arşivlerde bütün metin olarak yer almaktadır.

MENEMEN (KUBİLAY) OLAYI NEDİR?

Menemen Olayı veya Kubilay Olayı, 23 Aralık 1930 günü, İzmir’in Menemen ilçesinde, askerliğini yedek subay olarak yapmakta olan Öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın ve yardımına koşan bekçiler Hasan ve Şevki’nin şeriat isteyen bir grup tarafından öldürülmesi. Şeriat ile laiklik arasındaki mücadeleyi vurgulaması açısından Cumhuriyet tarihinin önemli olaylarından biri kabul edilir. Olayların arkasından bölgede sıkıyönetim ilan edilmiş, General Mustafa Muğlalı başkanlığında kurulan Divanıharp’te failler -idam dâhil- farklı alanlara yönlendirilmiş cezalara çarptırılmıştır.

23 Aralık 1930 sabahı Manisa’dan Menemen’e gelen dördü silahlı altı birey, bir camiden aldıkları yeşil sancağı sabah namazından daha sonra ilçe meydanına dikerek silah zoruyla etraflarına adam toplamaya çalıştılar. Sarıklı ve cübbeli bu kişilerin, Şeyh Esat’ın Manisa’da Nakşibendi tarikatını yaymakla görevlendirdiği Laz İbrahim kadar yönlendirildiği iddia edilir.

Halkın katılmasıyla isyancı grup kısa zamanda büyüdü. İlk eylemciler aralarında, Giritli Derviş Mehmet, Şamlı Mehmet, Sütçü Mehmet Muhakkak, Nalıncı Hasan ve Minik Hasan vardı. Derviş Mehmet cemaate kendini mehdi olarak tanıttı ve dini korumaya geldiklerini söyledi. Arkalarında 70 bin şahsiyet halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı aşağı toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyledi.

Eylemciler meydana diktikleri ve şeriat sancağı olarak adlandırdıkları yeşil bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye ve zikretmeye başladılar. “Şapka giyen kafirdir. Yakında yeniden şeriata dönülecektir.” diye bağırarak bir ayaklanma hareketi başlattılar. Bayrağın altından ahaliden bazı kişileri geçirdiler. Bunlar arasında fabrikada işçisi Hayimoğlu Jozef gibi gayrimüslimler de vardı. Eyleme katılan vatandaşların bir kısmının halife ordusunun geleceği endişesiyle boyun eğdiği iddia edilir.

DEĞIŞTIRME SUBAY KUBİLAY’IN ÖLÜMÜ

Olayların ilçedeki askeri birlikte duyulması üzerine alay komutanı, değiştirme subay Kubilay’ı bir manga askerle birlikte olay yerine gönderdi. Kubilay askerlerin yanından ayrılarak kimsesiz eylemcileri arasına girdi ve teslim olmaya ikna etmeye çalıştı. Silahlı eylemcilerden biri ateş ederek Kubilay’ı yaraladı. Bunu gören askerler ateşle karşılık verdiler oysa tüfeklerinde öldürücü etkisi olmayan manevra fişekleri vardı. Elebaşlarından Derviş Mehmet “Bana kurşun işlemiyor.” diyerek halkı kutsal bir vazifesi olduğuna ikna etmeye çalıştı.

Kubilay yaralı halde uzaklaşarak cami avlusuna sığındı fakat Derviş Mehmet ve arkadaşları peşinden geldiler. Derviş Mehmet, çantasını açıp testere ağızlı senet bıçağını çıkardı ve Kubilay’ın başını bedeninden ayırdı.

Indirilmiş başı yeşil bayrağın sopasına dikmeye çalıştılar oysa başaramadılar. Bunun üzerine indirimli başı bayrağın sopasına iple bağladılar. Olay yerine daha sonra gelen Bekçi Hasan ateş edip gruptan birini yaraladı ama açılan alev sonucu o da öldü. Arkadaşının yardımına koşan Bekçi Şevki de açılan ateş sonucu öldü.

Olay yerine gelen yardım birliklerin “Teslim ol!” çağrısına uymayan eylemciler ile askerler arasında çatışma çıktı. Göstericilerden Derviş Mehmet de dâhil bazıları öldü. Kaçmaya çalışan elebaşları ve eylemcilerin hepsi tutuklandı.

KUBİLAY OLAYININ ÖNEMİ

Kubilay Olayı, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin 1925’teki Şeyh Said İsyanı’ndan sonradan şahit olduğu önemli olaylardan biridir. 31 Aralık 1930 günü Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir’in merkez ilçelerinde 1 Ocak 1931’den itibaren 1 ay zaman ile Fahrettin Altay komutasında sıkıyönetim duyuru edildi ve 1. Kolordu Komutan Vekili General Mustafa Muğlalı başkanlığında bir Divanıharp kuruldu.

7 Ocak 1931’de bu kez İzmir’de yine Mustafa Kemal Paşa başkanlığında ikinci bir görüşme yapıldı. Olaya aracısız veya dolaylı katılan 105 sanık; anayasayı zorla tağyir, eyleme iştirak ve azmettirme; Derviş Mehmet’in mehdilik iddiasıyla harekete geçtiğini bildikleri halde vaktinde hükümete haber vermeme ya da tekkelerin seddinden sonra tarikat ayini icra ettikleri suçlamalarıyla 15 Ocak 1931’den itibaren Divanıharp’te yargılanmaya başlandı.

24 Ocak 1931 günü iddianame okundu ve 29 Ocak’ta duruşma 36 (ölmüş olan bir sanık ile birlikte 37) kişinin idama mahkûm edilmesine, 40 kişinin sorumsuzluğu nedeniyle salıverilmesine, 27 sanığın beraatine, 41 kişiye değişik hapis cezaları verilmesine hükmetti ve karar Meclis’in onayına sunuldu. İdam hükümlülerinin altısı minik yaşta olduğundan cezaları ağır hapse çevrildi. TBMM Yargı Divanı hem iki idamlığın cezasını iki sene hapse çevirdi.

Öteki 28 idam mahkûmu, 3 Şubat 1931 gecesi Menemen’de idam edildi. Bazıları Kubilay’ın başının kesildiği yerde asıldı. Mahkûmlardan biri idam sehpasının önünden kaçtı. İki hafta sonradan yakalandı ve ertesi gün idam edildi.

Yorum yapın

SMM Panel PDF Kitap indir